Yazar 11 Ağustos 2011 Sağlık, Slide | Yorum Yok

Ağız ve diş sağlığı“ denince akla ilk olarak çürük olmayan dişler ve sağlıklı dişetleri gelir. İlk bakışta mesele bundan ibaretmiş gibi gözükse de aslında ağız sağlığımız, yaşam tarzımıza, beslenme düzeyimize, konuşma yeteneğimize, hatta özgüven duygumuza bile önemli ölçüde etki ediyor.

Ağız ve diş sağlığı seviyemiz, genel vücut sağlığımız hakkında önemli ipuçları da veriyor. Çünkü, bu iki unsur birbiriyle tahmin edilenden çok daha yakın ilişkili. Sözgelimi, bazen bir hastalığın erken belirtileri ilk önce ağızda ortaya çıkabiliyor ya da ağız enfeksiyonları vücudun başka bölgelerinde ciddi sorunlara yol açabiliyor.
Sağlıklı bir ağızda farklı bakteri tiplerinin doğal olarak  barındığı bilimsel bir gerçek. Diş fırçalama – diş ipi kullanımı gibi ağız hijyeni alışkanlıkları ve 6 aylık aralıklarla düzenli check-up lar ve diş temizliği, bu bakterileri kontrol altında tutmanın en kolay yolu.

Ağız kokusu sorunu

Vücudumuzun doğal salgısı olan tükürük de mikroorganizmalara karşı güçlü ve etkin bir savunma mekanizması. Ancak, tedavi edilmeyen diş çürükleri ve dişeti hastalıkları, tükürük salgısında azalma, ağız ortamındaki doğal dengelerin bozulması vb. durumlar ağız bakterilerinin kana geçişini kolaylaştıran faktörler. Bakteriler için uygun ortam oluştuğunda, dolaşıma katılan bu ağız bakterileri, kalp krizi ya da erken doğumdan diyabet, osteoporoz, solunum / kalp-damar hastalıkları gibi rahatsızlıkların daha şiddetli seyretmesine kadar varan problemlere neden olabiliyor.
Ağız ve diş sağlığımız, kusursuz bir genel sağlık için olmazsa olmazlardandır ve hayatımızın her evresinde büyük öneme sahiptir. Fakat, içinde bulunduğumuz Ramazan ayı boyunca, bu konuya her zamankinden daha özenli yaklaşmak gerekiyor. Sebeplerine gelince:

Oruç tutma süresi artık daha fazla
Bu yıl ve önümüzdeki yaklaşık 20 yıl boyunca, yaz saati uygulamasına bağlı olarak sahur ve iftar vakitleri arasındaki sürenin gittikçe uzaması söz konusu. Dolayısıyla, aç kalınan zaman dilimi daha fazla.
Uzun süreli açlık nedeniyle tükürük salgısının azalması, tükürüğün koruyucu etkisinin kaybolması ve ağız kokusu yerine göre kaçınılmaz oluyor.  Bu arada eğer diş ve dişetleri de sağlıklı değilse, deyim yerindeyse, olaya tuz biber ekiliyor.

Ramazan’da şeker tüketimi artar
Oruç tutarken kan şekeri seviyesi normal değerlerin altına iner; iftar ve sahur öğünlerinde tatlı yeme eğilimi artar. Şeker alımının yoğunlaşması,  dişlerin her zamankinden daha fazla asit saldırısına maruz kalması demektir. Bu şekilde, diş çürüklerine davetiye çıkarılmış ve diş mineleri için büyük risk alınmış oluyor.
Basit şeker oranı yüksek yiyecekler ve şekerli gazlı içeceklerin tüketiminde aşırıya kaçmamak, tatlı ihtiyacı baş gösterdiğinde sütlü tatlılar ve taze meyvelere yönelmek, yemek sırasında ve sonrasında bol su içmek, yemekten sonraki ilk 30 dakika içinde dişler fırçalanamıyorsa şekersiz / yapay tatlandırıcılı sakız çiğnemek gibi pratik yöntemlerle bu riski azaltmak mümkün.

Beslenme düzeni değişir
Sağlıklı bir yaşam için önerilen ana ve ara öğünlerin sayısı ve sırası Ramazan’da farklı bir yöne kayar. Tabii, ağız bakımı işlemle-rinin düzeni de. İftar yemeğinden sonra, gece yatmadan ve sahuru takiben tekrar uyumadan önce dişler mutlaka fırçalanmalı ve diş ipi kullanılarak diş araları temizlenmeli. Dil fırçası ile dilin üst yüzeyindeki olukların ve çıkıntıların arındırılması da ihmal edilmemeli. Ekstra koruma ve ferahlık için ağız gargaraları ve ağız spreyleri tercih edilmeli.

Bu arada, belirtmekte fayda var; tüm ağız bakımı işlemleri gerektiğinde gün içinde de rahatlıkla tekrarlanabilir, çünkü kullanılan malzemeler yutulmadıkları takdirde oruca zarar vermeyecektir.
Üzerinde durulması gereken bir diğer konu da Ramazan bahane edilerek diş tedavilerinin ertelenmesi ya da ihmale gelmesi. Oysa, oruç tutarken de her türlü diş tedavisinin güvenle yaptırılabileceği Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer dini otoriteler tarafından sürekli vurgulanıyor. Uygulanacak tedavinin şekline göre, lokal anestezi kullanımı gerekse bile sorun değil, çünkü bu ilaçların herhangi bir besleyici özelliği bulunmuyor. Müdahale esnasında ağız ortamında birikebilecek su, kan, doku ve malzeme artığı, vs. nin yutulmamasına dikkat etmek yeterli, zaten bunlar da devamlı çalışan pompalarla emiliyorlar.

 

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir